Uzun zaman oldu, çooooook uzun zaman oldu. Yazamadım, elim gitmedi bir türlü bloğa, niye bilmiyorum; galiba insanın kafası çok meşgul olunca hiçbir şey düşünemiyor.
Kısaca özetlemek gerekirse; Hacettepe'den mezun oldum, DAAD-TEV bursunu kazanıp Erasmus yaptığım Hamburg Üniversitesi'ne geldim.
Bilen bilir içimde inanılmaz bir Hamburg aşkı var. Bir ara her ne kadar birkaç şehir arasında gidip gelmiş olsam da beni çok iyi tanıyanlar en başından beri Hamburg'u seçeceğimi söylüyorlardı. Tebrikler, haklı çıktınız =)
Bu kalbim kadar temiz yazıyı müthiş temizlikteki, şirin odamdan yazıyorum size. Müthiş temizlik dememin sebebi ise daha yeni temizlemiş olmam. İlk defa evde kalıyorum malum (Erasmusu saymaya gerek yok; yurtta haftada iki kere temizlik yapılıyordu, kaldığım diğer evdeyse manevi annem her şeyden sorumluydu) bu sayede bir evin 2-3 saat içinde bile nasıl berbat bir hale gelebildiğini görmüş oldum. Ha çözebildim mi? Tabi ki hayır. TOZ! Şu üç harf ve bir heceden oluşan kelime resmen ömrümü yiyor. 10 dakikada bir toz alsam yeterli olmayacakmış gibi resmen =(
İlk misafirlerimi ağırladım bile evimde. Her ne kadar oturma odamız olmasa da dünya tatlısı bir mutfağımız var ve ben o mutfakta, tek başıma olmadıkça, yemek yapmaya bayılıyorum. Enver Can Çilingir arkadaşımızın dediğinin aksine evden şu ana kadar sakat çıkmadı!
Tam Hamburg'a bir şeyler oldu; hava 20 derece ve güneş var yazacaktım ki yağmur yağmaya başladı. Merhaba Hamburg havası, özletmiştin kendini(!)
Camdan dışarı bakınca Hertz kulesini görmek ise büyük bir şey. Odamın manzarasına gel arkadaş! Evin yeri ise okula bir durak uzaklıkta ve bana kalırsa Hamburg'un en eğlenceli ve güzel semtinde (Schanze'de) yaşıyorum. Bu sefer Erasmustaki gibi zorluk çekmeyip aramalarımın ikinci gününde buldum evi. ENTERESAN değil mi?
Bu arada niye kimse beni: 'Master da nedir, kızım sıkılmadın mı okumaktan?!' diye uyarmadı. Ne biçim dersler alıyorum haberiniz var mı =( Dersin adı bile 2-3 satır sürüyor!
Şansıma hiçbir arkadaşım Hamburg'dan gitmemiş, hepsi ya mastera başlamışlar ya da lisansa devam ediyorlar.
Havaalanına indiğim an sanki buradan hiç gitmemişim gibi hissettim. Laura bile 1 senenin geçtiğine inanamadı. Her şey o kadar doğal geldi ki. Sadece eve giderken metroda limanı görünce bir heyecan kapladı içimi 'HAMBURG'DASIN YAAAAA!' diye çığlık attım içimden.
Galiba uzun bir süre Türkiye'ye gitmeyeceğim. Bu kadar Türkiye bana yetmiş sanki... Gelmek isteyen herkese kapım açıktır, böyl biline...
Bu arada ben bu sene sadece bir kez denize girdim biliyor musunuz =(
Ah bir de, dün The Wall'un filmini izlememiş biri ile tanıştım. OH MY GOD (Janice tarzında).
Gözlerinizden öperim ^^
25 Ekim 2013 Cuma
12 Mayıs 2013 Pazar
Dünyanın en kararlı ve güçlü annesine...
Benim annem bir tanedir, minnoştur, güzeldir, BENDEN ZAYIFTIR, başarılıdır demeyeceğim (demeye gerek olduğunu sanmıyorum; tanıyan bilir).
Benim annem şu ana kadar gördüğüm en güçlü kadındır. Kasları var diye değil, vermiş olduğu kararlardan ötürü öyle.
Sene 2003 aylardan Haziran'dı galiba. Almanya'ya gidiyoruz biz, hazırlan dedi bana. O zamanlar Antalya Devlet Opera Balesi'ndeyim, hatta 9. Aspendos Opera ve Bale Festivali'ne çıkmaya hazırlanıyoruz, resimde iyice ilerlemişim, muhteşem arkadaşlarım var. Dünyam başıma yıkıldı tabi... Ağlamak anneme bir şey ifade etmedi, gitmiyorum ben demek de. Sıkıysa gitme, Selma hanımdan bahsediyoruz burada.
Ekimin 20sinde Erding havaalanına indim mutsuzluktan ölerek. O zamanlar lanet ediyordum Almanya'ya taşınmamıza. Aylar geçtikçe, oraya ve insanlara uyum sağlamaya başladıkça ve dili öğrendikçe değerini anlayabildim annemin yaptığı şeyin. Bir bakıma benim geleceğim için çekmiş olduğu güçlükleri gördüm.
Hayatımın kadını, benim hiçbir şeyden geri kalmamam için elinden geleni ardına koymadı. Ne dediysem yapıldı, yeter ki beni mutlu görsündü...
Şimdi geriye dönüp baktığımda iyi ki diyorum, iyi ki sürüklemiş bizi oraya... Kendimi her yönden geliştirmeme yardımcı oldu, Almanca'yı yerinde öğrendim, kültürünü tanıdım, bir sürü arkadaş edindim hayatım boyunca unutamayacağım, farklı bir aileye sahip oldum öğretmenlerimden oluşan, Türkiye'deki arkadaşlarımdan belki de hiç kopmamamı sağladı bu deneyim (uzakta olmak farklı bir duygu insan hayatında olanlara dört elle sarılıyor çünkü).
Şimdi zor bir dönemden geçiyoruz ve benim annem ondan beklediğimden de güçlü çıktı. Uzaktan sadece hayranlık duyuyorum ve annemin günden güne bir çiçek gibi yeniden açmasını izliyorum, çiçekten ziyade anka kuşu da olabilirsin annecim =)
Her zaman, her şekilde bana destek olduğun için, bu hayat denen oyunda koşulsuz beni desteklediğin ve hep ileriye gitmem için cesaret verdiğin için çok teşekkür ederim ANNEM... İyi ki varsın, seni kelimelerle ifade edemeyecek kadar çok seviyorum. Bugün hayata farklı bir perspektiften bakabiliyorsam bu senin sayende.
Anneler günün kutlu olsun mom! Hab dich ganz doll lieb! Schön, dass es dich gibt!

Cadı kızın...
Benim annem şu ana kadar gördüğüm en güçlü kadındır. Kasları var diye değil, vermiş olduğu kararlardan ötürü öyle.
Sene 2003 aylardan Haziran'dı galiba. Almanya'ya gidiyoruz biz, hazırlan dedi bana. O zamanlar Antalya Devlet Opera Balesi'ndeyim, hatta 9. Aspendos Opera ve Bale Festivali'ne çıkmaya hazırlanıyoruz, resimde iyice ilerlemişim, muhteşem arkadaşlarım var. Dünyam başıma yıkıldı tabi... Ağlamak anneme bir şey ifade etmedi, gitmiyorum ben demek de. Sıkıysa gitme, Selma hanımdan bahsediyoruz burada.
Ekimin 20sinde Erding havaalanına indim mutsuzluktan ölerek. O zamanlar lanet ediyordum Almanya'ya taşınmamıza. Aylar geçtikçe, oraya ve insanlara uyum sağlamaya başladıkça ve dili öğrendikçe değerini anlayabildim annemin yaptığı şeyin. Bir bakıma benim geleceğim için çekmiş olduğu güçlükleri gördüm.
Hayatımın kadını, benim hiçbir şeyden geri kalmamam için elinden geleni ardına koymadı. Ne dediysem yapıldı, yeter ki beni mutlu görsündü...
Şimdi geriye dönüp baktığımda iyi ki diyorum, iyi ki sürüklemiş bizi oraya... Kendimi her yönden geliştirmeme yardımcı oldu, Almanca'yı yerinde öğrendim, kültürünü tanıdım, bir sürü arkadaş edindim hayatım boyunca unutamayacağım, farklı bir aileye sahip oldum öğretmenlerimden oluşan, Türkiye'deki arkadaşlarımdan belki de hiç kopmamamı sağladı bu deneyim (uzakta olmak farklı bir duygu insan hayatında olanlara dört elle sarılıyor çünkü).
Şimdi zor bir dönemden geçiyoruz ve benim annem ondan beklediğimden de güçlü çıktı. Uzaktan sadece hayranlık duyuyorum ve annemin günden güne bir çiçek gibi yeniden açmasını izliyorum, çiçekten ziyade anka kuşu da olabilirsin annecim =)
Her zaman, her şekilde bana destek olduğun için, bu hayat denen oyunda koşulsuz beni desteklediğin ve hep ileriye gitmem için cesaret verdiğin için çok teşekkür ederim ANNEM... İyi ki varsın, seni kelimelerle ifade edemeyecek kadar çok seviyorum. Bugün hayata farklı bir perspektiften bakabiliyorsam bu senin sayende.
Anneler günün kutlu olsun mom! Hab dich ganz doll lieb! Schön, dass es dich gibt!
Cadı kızın...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)